Manisa maçı bizim için alelade bir lig maçından öteydi. Çünkü bugüne kadar kaale almadığımız neydüğü belirsiz bir güruh ilk maçta 3 puanı insanın şerefinden daha üst düzeyde görmüş ve maçın berabere bitmesinin ardından ÖZGÜR’ümüze haketmediği bir sıfat eklemişlerdi. Oysa bilmiyorlardı ki onların hepsi bir ÖZGÜR SOYLU etmezdi.
İşte bu psikoloji ile hazırlandı hem taraftar hem yönetim hem futbolcular.Hafta içerisinde pek çok katakulli döndü ve maç yoğun baskılı Alsancak Stadyumundan , İzmir Atatürk Stadına aldırıldı Manisa yönetimi tarafından. O Manisa yönetimi ki ilk yarıda ki maçta bizim bütün kalearkasını istememize rağmen bize o tribünü vermeyip 750 kişi ile sınırlandırmıştı. Ama biz yine de içeriye yaklaşık 1200 kişi girmiştik. Bu seferde 51.000 kişi kapasiteli Atatürk Stadyumundan deplasman kuralı gereği %5 olan kapasitesi dahada yükseltmişlerdi. 2550 kişilik yer ayrılması gerekirken 5000 kişilik yer istediler. Sandılar ki çok müthiş bir taraftar grubları var.
Hafta boyunca şehirlerinde anonslar yapıldı , kahvehanelerden adam toplandı ve gele gele 20 otobüslük taşıma adam , takribi 1500 kişi geldi. Şimdi bize 750 kişi ayrılıyor biz 1200 gidiyoruz. Onlara 5000 ayrılıyor onlar şampiyonluk maçına 1500 kişi geliyorlar. Birde onların motivasyonu ŞAMPİYONLUK KORDON’da parolaları. Ama nasıl bir mantıktır ki sitelerine koydukları Kordon resimleri gerçeği yansıtmıyor! Farklı bir kordon fotoğrafını koyuyorlar.
Stadın içerisinde ise yaklaşık 15.000 Karşıyaka aşığı Kapalı tribünü komple doldururken 1000′e yakın taraftarımızda Açık tribündeki yerlerini alıyorlar.
Maç başlıyor. Haftalardır izlediğimiz pas yapamayan , oyun kuramayan Karşıyaka gitmiş yerine Real Madrid bir takım gelmiş. Anlıyoruz ki motivasyon üst düzeyde. Sağlı sollu ataklarla kalecileri Ufuk’u yokluyoruz. Aslında bu Manisa’nın belirli siyasi ve federasyon bağlantıları olmasada nerelerde olacağını biliyoruz. Fakat işte lider olunca bir çeşit motivasyon oluyor takım üzerinde.
38 yaşındaki büyük kaptan Atilla sanki 23 yaşındaki bir cevher gibi basmadı yer bırakmıyor. Bu da yetmiyor Sezer’e adım attırmıyor. Gencecik Rıdvan ve Ferhat kanatlardan baskı kuruyor , Eser ise rakip defansı tek başına yıpratıyor. Fakat gol gelmiyordu. Çarşı burada devreye giriyor. İlk yarı biterken soyunma odasına giden oyunculara BİZLER İNANDIK SİZLER İNANIN BİZİM İÇİN BU MAÇI ALIN diye yaptığı tezahürat zaten bizlerin ne kadar galbiyete inandığımızı gösteriyordu.
İkinci yarı başlıyor ve bir süre sonra Taha’nın vermek istediği pas Manisalıya çarpıp Ferhatın önüne düşüyordu. Ferhat ise zaten kalecilik ile pek bir alakası olmayan aslen Karşıyaka’lı olan Ufuk’un üzerinden topu filelere gönderiyordu… İşte o an sanki gökgürültüsü gibi bir ses geliyordu. GGGGGGGGGGGGGOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOLLLLLLLLLLLLLLLL diye. Bastırılmış duygular biraz insanlık dışı bir ses ile ortaya çıkıyordu.
Bu devrede Cihan ve Ferhat topu rakio korner direğinde tutuyor Manisalılardan saklıyor ve süre geçiriyorlardı. Top rakipten çıkmasına rağmen Güven , Cihan’ı durduk yere ittiriyor ve o an neden okadar uzatma verdiğini anlamadığımız Cüneyt Çakır 5 dakikayı işaret ediyordu. Güven tabelayı görmüş olmalı ki hocasında aldığı çirkeflik taktiği ile maçı olabildiğince uzatmak adına Cihan’ı ittiryordu. Bu sırada Reha Hoca’mız hemen olaya dahil oluyor ve bütün oyuncularını sakinleştirmek için bir köşeye çekiyordu.
Ama rakip kulübe öyle bir geldi ki son düzlükte atağa kalkan usta jokey gibi hepsi birbirini geçmek için yarıştı.Başta Levent Eriş olmak üzere bütün kulube sadece maçı olabildiğince durdurmak adına bütün futbolcu ve saha içindeki yöneticilerimize saldırdı. Cüneyt Çakır olayları gözlemledi gözlemledi ve nasıl bir eyyam yapabilirim diye düşündü.
İşte bu sırada hakemliğin ana kuralı olan kart devreye girdi.Kırmızı kart arka cepte sarı kart ön cepte durmaktaydı. Serkan İrdem , Atilla ,Cihan , Kalabane , Güven’i yanına çağırdı. Güven’e kırmızı çıkarttı. Akabinde bir de sarı. Kalabane kırmızı Serkan kırmızı gördü. Ama ne oldu ise Güven oyundan çıkmadı. Sonra telefon trafiği ile duyduğumuzda hakemin kararı değiştirdiğini öğrendik. Bu nasıl bir zaaftır bu nasıl bir fifa kkartıdır?? Bu eyyam değildir de nedir? Resmen kırmızı çıkarttığı oyuncuyu , takımının defansı 2 kişi kalmasın diye atamamış ve KURAL HATASI yapmıştır.
Levent Eriş maçtaki konsantreyi kaybettirmiş ve isteidğini başartmıştır. Yüzyılın en şanslı futbolcusu Sezer topa uzaktan vurur , konsantresi kaybolmuş kalecimiz Kerem’in hemen önünde top seker ve ağlarla buluşur.
Berabere kalması ile mağlub olması hiçbirşeyi değiştirmeyecek olan Manisa takımının kenar yönetimi , topçuları ve taraftarları öyle bir sevinç içerisine girdi ki işte ozaman ne kadar büyük bir takım olduğumuzu bize tekrar tekrar anlattılar. Sahada oynayan Karşıyaka süper lig’e koşmaya çalışıyor Manisa ise şampiyonluk yarışının sonuna gelmişti. Ama işte bunlar kağıt üstündeydi. Sahada ki aslan yürekli takımımız ve tribündeki 10.000′ler sanki şampiyon kendilerimiş gibilerdi. Golden sonra kendi çaplarında show yapan tayzan-ceyn grubu yanlarındaki tellere çıkıp yerden yüksek oynamaya başladılar. O tribün grubu ki saha içinde tartışma çıktığında koltukları kırıp sahaya atan ve sonra hemen yukarıya kaçan bir gruptu.
Akabinde maçı hemen bitiren Çakır böylelikle ne etkiye ne sütlüye karışmış oldu. Sahada üzülen , kahrolan takım Karşıyaka , tribünde kaçan galibiyet için göz yaşı döken seyirci Karşıyaka , beraberliğe sevinen lider (!) Manisa…
İşte bu dakikadan sonra siz aslan yürekleriniz ile çıkamasanızda bizim için hiçbirşey değişmeyecek…
Allah hepinizden razı olsun bize bu sezon yaşattıklarınız için!!!
YAŞA VAROL KAF SİN KAF ŞANINLA ŞEREFİNLE!!!
YAZAR: Üniversiteli Karşıyakalılar Birliği



Son Yorumlar